İzmir Boşanma Avukatı

izmir boşanma avukatı

Türkiye’de boşanma davaları Türk Medeni Kanunu’nun 161 ile 184. maddeleri arasında düzenlenir ve İzmir’de bu davalara, Bayraklı’daki İzmir Adliyesi bünyesinde görev yapan aile mahkemeleri bakar. Sürecin nasıl ilerleyeceği; boşanmanın anlaşmalı mı çekişmeli mi olduğuna, nafaka ve velayet taleplerine, malvarlığının kapsamına ve delil durumuna göre her dosyada farklılaşır. Yanlış kurgulanan bir dava dilekçesi, düşünülmeden verilen bir feragat beyanı ya da hukuka aykırı yolla toplanan bir delil, yıllar sonra bile geri döndürülemeyen hak kayıplarına yol açabilir. Bu nedenle boşanma kararı alan ya da kendisine boşanma davası açılan kişinin, süreci bir İzmir boşanma avukatı ile birlikte planlaması, hem davanın seyrini hem de boşanma sonrası hayatın malî düzenini doğrudan etkiler.

Ketboğa İzmir Avukat Bürosu, 2007 yılından bu yana İzmir’de avukatlık hizmeti vermektedir. İzmir Barosu’na kayıtlı avukatlarımız; anlaşmalı ve çekişmeli boşanma davaları başta olmak üzere nafaka, velayet, mal rejiminin tasfiyesi ve tazminat uyuşmazlıklarında müvekkillerini temsil etmektedir. Bayraklı Mansuroğlu’ndaki ofisimiz, boşanma davalarının görüldüğü İzmir Adliyesi’ne yakın konumdadır. Bu sayfada; boşanma türlerini, kanundaki boşanma sebeplerini, davanın aşamalarını, nafaka, velayet, mal paylaşımı ve tazminat kurallarını, delil düzenini ve 2026 yılı itibarıyla ücret esaslarını bir arada bulabilirsiniz.

İzmir Boşanma Avukatı Hizmetlerimiz

Büromuz, aile hukuku kapsamındaki uyuşmazlıkların tamamında danışmanlık ve dava takibi hizmeti sunar:

  • Anlaşmalı boşanma: Protokolün hazırlanması ve denetimi, dava açılışı ve tek celsede sonuçlandırma sürecinin yönetimi.
  • Çekişmeli boşanma: Kusur tespiti, delil stratejisi ve yargılamanın tüm aşamalarında temsil.
  • Nafaka davaları: Tedbir, iştirak ve yoksulluk nafakası talepleri; nafakanın artırılması, azaltılması ve kaldırılması davaları.
  • Velayet ve kişisel ilişki: Velayetin belirlenmesi, değiştirilmesi ve çocukla kişisel ilişki düzenlemeleri.
  • Mal rejiminin tasfiyesi: Katılma alacağı, katkı payı ve değer artış payı hesaplamalarına dayalı mal paylaşımı davaları.
  • Maddi ve manevi tazminat: TMK m.174 kapsamındaki tazminat taleplerinin ileri sürülmesi ve savunulması.
  • Ziynet alacağı: Düğün takılarının iadesine ilişkin davalar.
  • Aile konutu şerhi: Aile konutunun tapu kaydına şerh konulması ve konuta ilişkin uyuşmazlıklar.
  • 6284 sayılı Kanun tedbirleri: Koruma ve uzaklaştırma kararlarına ilişkin başvurular.
  • Tanıma ve tenfiz: Yurt dışında alınan boşanma kararlarının Türkiye’de geçerli hâle getirilmesi.

Anlaşmalı Boşanma Davası

Anlaşmalı boşanma, eşlerin boşanma ve boşanmanın tüm sonuçları üzerinde uzlaştığı en hızlı boşanma yoludur. TMK m.166/3 uyarınca anlaşmalı boşanmaya karar verilebilmesi için üç koşulun birlikte sağlanması gerekir: evliliğin en az bir yıl sürmüş olması, eşlerin mahkemeye birlikte başvurması ya da bir eşin açtığı davayı diğerinin kabul etmesi ve hâkimin tarafları duruşmada bizzat dinleyerek boşanma iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi. Bir yıllık süre resmî nikâh tarihinden itibaren hesaplanır; bu süre dolmadan taraflar her konuda anlaşmış olsalar bile dava genel hükümlere göre yürütülür ve evlilik birliğinin temelinden sarsıldığının ispatı gerekir.

Sürecin en kritik belgesi anlaşmalı boşanma protokolüdür. Protokolde; müşterek çocuk varsa velayetin hangi eşte kalacağı ve kişisel ilişki takvimi, iştirak nafakasının miktarı ile yıllık artış oranı, eşler yönünden yoksulluk nafakası ve tazminat taleplerinin bulunup bulunmadığı, mal paylaşımının nasıl yapılacağı ve ziynet eşyasına ilişkin düzenleme eksiksiz yer almalıdır. Hâkim, protokolü tarafların ve çocukların menfaati yönünden denetler; gerekli gördüğü değişiklikleri tarafların kabulüne sunar, protokol uygun bulunmazsa boşanmaya bu usulle karar verilmez. Belirsiz ifadelerle hazırlanan protokoller ise onaylansa bile boşanmadan yıllar sonra nafaka, ziynet ve mal paylaşımı davalarına zemin oluşturur.

Bilinmesi gereken bir diğer nokta, anlaşmanın karar kesinleşinceye kadar bağlayıcı olmadığıdır: taraflardan biri duruşmada ya da hüküm kesinleşmeden önce protokoldeki iradesinden dönerse, anlaşmalı boşanma gerçekleşmez ve dava çekişmeli usulde sürdürülür. Bu ihtimal, protokolün ve dava dosyasının en baştan, olası bir çekişmeli sürece de dayanacak özenle hazırlanmasını gerektirir; aksi hâlde anlaşma beklentisiyle verilen beyanlar, dönüşen davada aleyhe kullanılabilir.

Anlaşmalı Boşanma Ne Kadar Sürer?

Dosyanın eksiksiz hazırlanması hâlinde anlaşmalı boşanma tek celsede karara bağlanır; duruşma çoğu zaman birkaç dakika sürer. Toplam süreyi belirleyen, duruşma gününün ne kadar sürede verildiğidir: İzmir’deki aile mahkemelerinde bu süre yoğunluğa göre genellikle birkaç hafta ile birkaç ay arasında değişmektedir. Gerekçeli kararın tebliğinden sonra her iki tarafın istinaf hakkından feragat etmesiyle kesinleşme günler içine çekilebilir; boşanma, karar kesinleşmeden nüfusa işlenmez.

Çekişmeli Boşanma Davası ve Aşamaları

Eşlerin boşanma, kusur, nafaka, velayet, tazminat veya mal paylaşımı konularından en az birinde anlaşamaması hâlinde dava çekişmeli olarak görülür. Çekişmeli boşanma, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda öngörülen yazılı yargılama usulüne tabidir ve şu aşamalardan oluşur:

  1. Dilekçeler aşaması: Dava dilekçesinin tebliğinden itibaren davalı iki hafta içinde cevap dilekçesi sunar; bu süre talep hâlinde bir defaya mahsus uzatılabilir. Ardından davacının cevaba cevap ve davalının ikinci cevap dilekçeleriyle aşama tamamlanır. Tarafların dayandığı vakıalar ve deliller esas olarak bu aşamada belirlenir; sonradan iddia ve savunmanın genişletilmesi kural olarak mümkün olmadığından dilekçelerin eksiksiz hazırlanması hayati önemdedir.
  2. Ön inceleme: Mahkeme, uyuşmazlık konularını tespit eder, tarafları sulhe teşvik eder ve delillerin toplanması için gerekli kararları alır.
  3. Tahkikat: Tanıklar dinlenir, mesaj ve kayıt içerikleri değerlendirilir, kurumlardan resmî kayıtlar getirtilir; velayet tartışmalı ise uzmanlarca sosyal inceleme raporu hazırlanır.
  4. Sözlü yargılama ve hüküm: Tarafların son beyanları alınır ve karar açıklanır; gerekçeli karar daha sonra yazılarak taraflara tebliğ edilir.

İlk derece yargılaması İzmir’de ortalama bir ila iki yıl sürmektedir. Gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf yoluna başvurulması hâlinde dosya Bölge Adliye Mahkemesi’nde incelenir; koşulları varsa temyiz yolu da gündeme gelebilir ve toplam süre uzar. Çekişmeli boşanmada sonucu belirleyen iki unsur kusur ve ispattır: kusur oranı hem boşanma kararını hem nafaka ve tazminat taleplerini doğrudan etkiler. Bu nedenle delillerin dava açılmadan önce doğru planlanması, yargılamanın hem süresini hem sonucunu belirler.

Boşanma Sebepleri Nelerdir?

Türk Medeni Kanunu boşanma sebeplerini özel ve genel sebepler olarak ikiye ayırır. Özel sebeplerde kanun belirli bir olguyu (zina, terk gibi) boşanma nedeni sayar; genel sebepte ise evliliğin sürdürülemez hâle geldiğinin ispatı aranır. Dayanılan sebebin doğru seçilmesi yalnızca boşanma kararını değil, kusur dağılımı üzerinden nafaka ve tazminat taleplerini de etkiler.

Zina (TMK m.161)

Eşlerden birinin sadakat yükümlülüğünü karşı cinsten biriyle cinsel ilişki kuracak biçimde ihlal etmesi, mutlak boşanma sebebidir; zinanın ispatı hâlinde ayrıca evliliğin çekilmez hâle geldiğinin kanıtlanması gerekmez. Dava hakkı, boşanma sebebinin öğrenilmesinden itibaren altı ay ve her hâlde zina eyleminin üzerinden beş yıl geçmekle düşer; eşini affeden tarafın dava hakkı yoktur. Zinaya dayalı boşanma, mal rejimi tasfiyesinde de sonuç doğurabilir: hâkim, zina yapan eşin katılma alacağındaki payının hakkaniyete göre azaltılmasına veya kaldırılmasına karar verebilir.

Hayata Kast, Pek Kötü veya Onur Kırıcı Davranış (TMK m.162)

Eşlerden birinin diğerinin hayatına kastetmesi, ona fiziksel şiddet uygulaması ya da onurunu ağır biçimde zedeleyen davranışlarda bulunması hâlinde diğer eş boşanma davası açabilir. Bu sebep de mutlaktır ve zinadaki hak düşürücü sürelere tabidir; affeden tarafın dava hakkı düşer. Şiddet içeren dosyalarda boşanma davasıyla birlikte 6284 sayılı Kanun kapsamında koruma ve uzaklaştırma tedbirleri de talep edilebilir.

Suç İşleme ve Haysiyetsiz Hayat Sürme (TMK m.163)

Eşlerden birinin küçük düşürücü bir suç işlemesi veya haysiyetsiz bir hayat sürmesi ve bu nedenle onunla birlikte yaşamanın diğer eşten beklenemez hâle gelmesi boşanma sebebidir. Haysiyetsiz yaşamda süreklilik aranır; tek bir olay kural olarak yeterli değildir. Bu sebebe dayalı dava için kanunda hak düşürücü süre öngörülmemiştir; çekilmezlik koşulu sürdükçe dava her zaman açılabilir.

Terk (TMK m.164)

Eşlerden birinin evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek amacıyla ortak konutu haklı bir sebep olmaksızın en az altı ay süreyle terk etmesi boşanma sebebidir. Sürecin kendine özgü bir ihtar mekanizması vardır: terkin üzerinden dört ay geçmeden ihtar istenemez; hâkim veya noter aracılığıyla yapılan ihtarda eşe iki ay içinde ortak konuta dönmesi bildirilir ve dönmezse dava açılabilir. İhtarın samimi olması gerekir; salt dava şartını oluşturmak için yapılan ihtarlar geçersiz sayılabilir. Ortak konutu terke zorlayan ya da haklı sebep olmadan eve dönüşü engelleyen eş de terk etmiş sayılır.

Akıl Hastalığı (TMK m.165)

Eşlerden birinin akıl hastası olması ve bu yüzden ortak hayatın diğer eş için çekilmez hâle gelmesi durumunda, hastalığın iyileşemeyeceğinin resmî sağlık kurulu raporuyla tespit edilmesi koşuluyla boşanma davası açılabilir. Raporsuz ya da geçici nitelikteki rahatsızlıklara dayalı talepler bu madde kapsamında sonuç doğurmaz.

Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması ve Fiili Ayrılık (TMK m.166)

Uygulamada davaların büyük çoğunluğu, halk arasında “şiddetli geçimsizlik” olarak bilinen genel sebebe dayanır: ortak hayatın sürdürülmesinin eşlerden beklenemeyecek derecede temelinden sarsılmış olması. Sürekli hakaret ve tartışmalar, ekonomik ve duygusal şiddet, güven sarsıcı davranışlar, aile bireylerine kötü muamele ve sadakatsizlik şüphesi uygulamada en sık dayanılan olgulardır. Davacının kusuru daha ağırsa, davalının açılan davaya itiraz hakkı vardır; ancak bu itiraz hakkın kötüye kullanılması niteliğindeyse ve evlilik birliğinin devamında davalı ile çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa yine boşanmaya karar verilebilir. Ayrıca daha önce açılıp reddedilen bir boşanma davasının kesinleşmesinden itibaren üç yıl boyunca ortak hayat yeniden kurulamamışsa, eşlerden birinin talebiyle fiili ayrılık nedenine dayalı olarak boşanmaya karar verilir. Bu sebebin yalnızca üç yıl ayrı yaşamakla değil, öncesinde reddedilmiş bir boşanma davasının varlığıyla birlikte işlediğine dikkat edilmelidir.

İzmir’de Boşanma Davası Süreci Adım Adım

  1. Ön görüşme ve strateji: Somut olay değerlendirilir; anlaşmalı mı çekişmeli mi ilerleneceği, dayanılacak boşanma sebebi, talepler ve delil durumu belirlenir. Bu aşamada verilen kararlar davanın tüm seyrini şekillendirir.
  2. Vekâletname: Boşanma davası için noterden fotoğraflı özel vekâletname çıkarılır. Yurt dışında yaşayanlar vekâletnameyi bulundukları ülkedeki Türk konsolosluğundan düzenletebilir; işlem için kimlik ve iki fotoğraf yeterlidir.
  3. Dilekçe ve delillerin hazırlanması: Dava dilekçesi, talepler ve delil listesi eksiksiz hazırlanır. Boşanma davalarında talep edilmeyen hususlara hâkim kendiliğinden karar veremeyeceğinden, dilekçede unutulan bir talep çoğu zaman ayrı bir dava gerektirir.
  4. Davanın açılması ve tebligat: Başvurma harcı, peşin harç ve gider avansı yatırılarak dava açılır; dilekçe karşı tarafa tebliğ edilir ve dilekçeler aşaması işlemeye başlar.
  5. Yargılama: Duruşmalar takip edilir, tanık ve deliller sunulur; gerektiğinde tedbir nafakası, geçici velayet ve malvarlığı üzerinde ihtiyati tedbir talepleri ileri sürülür.
  6. Karar ve kesinleşme: Hüküm tebliğ edilir, istinaf süresi takip edilir; karar kesinleştiğinde boşanma nüfusa işlenir ve varsa mal rejimi tasfiyesi ile bağlantılı talepler yürütülür.

Boşanma Davasında Nafaka Türleri

Boşanma sürecinde üç tür nafaka gündeme gelir ve her biri farklı koşullara bağlıdır:

Tedbir nafakası (TMK m.169), dava süresince eşin ve çocukların geçimini güvence altına alır; hâkim, talep olmasa dahi gerekli gördüğünde bu nafakaya kendiliğinden hükmedebilir ve nafaka kural olarak dava tarihinden itibaren işler. İştirak nafakası (TMK m.182), boşanma kararıyla birlikte, velayet kendisine verilmeyen eşin çocuğun bakım ve eğitim giderlerine malî gücü oranında katılmasını sağlar; çocuk ergin olduktan sonra eğitimi devam ediyorsa nafaka yükümlülüğü eğitim süresince sürer. Yoksulluk nafakası (TMK m.175) ise boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olan tarafın, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla diğer taraftan geçimi için isteyebileceği nafakadır ve süresiz olarak talep edilebilir.

Nafaka miktarı; tarafların gelir durumu, evlilik içindeki yaşam standardı ve çocuğun ihtiyaçları gözetilerek belirlenir, ilerleyen yıllar için TÜFE oranında artış kararlaştırılabilir. Koşulların değişmesi hâlinde nafakanın artırılması veya azaltılması her zaman dava edilebilir; nafaka alacaklısının evlenmesi ya da evlilik dışı fiilen evliymiş gibi birlikte yaşaması hâlinde yoksulluk nafakası kaldırılır. Nafakanın ödenmemesi durumunda alacak icra takibine konu edilebileceği gibi, şikâyet üzerine borçlu hakkında tazyik hapsi de gündeme gelebilir.

Velayet ve Kişisel İlişki

Velayetin hangi eşe verileceğinde tek ölçüt çocuğun üstün yararıdır; anne veya babanın talebi, ekonomik üstünlüğü ya da kusur durumu tek başına belirleyici değildir. Mahkeme; pedagog, psikolog veya sosyal çalışmacı tarafından hazırlanan sosyal inceleme raporunu değerlendirir, idrak çağındaki çocuğun görüşünü alır ve kardeşlerin mümkün olduğunca birbirinden ayrılmaması ilkesini gözetir. Velayet kendisine verilmeyen ebeveyn ile çocuk arasında; hafta sonları, bayramlar ve okul tatillerini kapsayan bir kişisel ilişki düzeni kurulur. Bu düzenin gün ve saat olarak net belirlenmesi, ileride çocuk teslimine ilişkin uygulama sorunlarını önler. Koşulların sonradan değişmesi hâlinde velayetin değiştirilmesi her zaman dava konusu yapılabilir; tarafların anlaşması ve çocuğun yararına uygun düşmesi hâlinde güncel içtihatlar çerçevesinde ortak velayet de mümkündür. Kurulan kişisel ilişki düzenine uyulmaması da yaptırımsız değildir: çocuğu göstermeyen tarafa karşı teslim yükümlülüğünün yerine getirilmesi için adli süreç işletilebileceği gibi, ilişkinin sürekli engellenmesi velayetin değiştirilmesi davasında aleyhe güçlü bir olgu olarak değerlendirilir.

Boşanmada Mal Paylaşımı ve Ziynet Eşyası

Mal paylaşımında belirleyici tarih 1 Ocak 2002’dir. Bu tarihten sonra kurulan evliliklerde ve taraflar başka bir rejim seçmemişse yasal mal rejimi edinilmiş mallara katılma rejimidir; 2002 öncesinde evlenenler yönünden ise o tarihe kadarki dönem için kural olarak mal ayrılığı rejimi uygulanır ve paylaşım hesabı dönemlere göre ayrı yapılır. Katılma rejiminde her eş, diğer eşin evlilik içinde edindiği malların artık değerinin yarısı üzerinde katılma alacağına sahiptir (TMK m.236). Evlilik öncesinde edinilen mallar, miras veya bağış yoluyla gelenler, manevi tazminat alacakları ve kişisel kullanım eşyaları kişisel mal sayılır ve paylaşıma girmez. Bir eş, diğerinin kişisel malının edinilmesine veya iyileştirilmesine katkıda bulunmuşsa değer artış payı talep edebilir.

Mal rejiminin tasfiyesi, boşanma davasından ayrı bir dava ile talep edilir ve boşanmanın kesinleşmesinden itibaren on yıllık zamanaşımına tabidir. Eşlerden birinin, katılma alacağını azaltmak kastıyla yaptığı devirler ile mal rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl içindeki olağan dışı karşılıksız kazandırmaları, tasfiye hesabında eklenecek değer olarak dikkate alınır; dava sırasında mal kaçırma şüphesi varsa malvarlığı üzerine ihtiyati tedbir konulması istenebilir. Düğünde takılan ziynet eşyasının aidiyeti ise Yargıtay içtihatlarıyla şekillenmiştir: kadına özgü takıların kadına ait olduğu kabul edilir ve ziynet alacağı, mal rejimi tasfiyesinden bağımsız bir taleptir. Boşanma protokolünde veya dilekçede ziynete ilişkin düzenleme unutulursa, bu alacak için ayrı bir dava gündeme gelir.

Maddi ve Manevi Tazminat

TMK m.174 uyarınca, boşanmada kusursuz veya daha az kusurlu olan taraf; mevcut ya da beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenmişse maddi, boşanmaya sebep olan olaylar kişilik hakkına saldırı oluşturuyorsa manevi tazminat talep edebilir. Maddi tazminatta eşin evlilikle elde ettiği ve boşanmayla yitirdiği ekonomik yararlar (örneğin diğer eşin desteğinden yoksun kalma) esas alınır; manevi tazminatta ise şiddet, sadakatsizlik ve ağır hakaret gibi olayların yarattığı elem gözetilir. Tazminat miktarı; kusur oranı, tarafların ekonomik durumu ve olayın ağırlığına göre belirlenir. Tazminat talepleri boşanma davasıyla birlikte ileri sürülebileceği gibi, boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren bir yıl içinde ayrı dava ile de istenebilir; bu sürenin kaçırılması hak kaybına yol açar.

Boşanma Davasında Deliller

Çekişmeli boşanmada iddiaların ispatı büyük ölçüde delillere dayanır. Uygulamada en sık başvurulan deliller; tanık beyanları, WhatsApp ve SMS yazışmaları, sosyal medya paylaşımları ve mesajları, fotoğraf ve kamera kayıtları, banka ve kredi kartı hareketleri ile mahkeme aracılığıyla getirtilen otel, uçuş ve benzeri resmî kayıtlardır. Tanıklar çoğu dosyada belirleyicidir; görgüye dayalı, tutarlı ve tarafsız anlatımlar duyuma dayalı beyanlardan çok daha güçlü sonuç doğurur. Kurum kayıtları ise taraflarca değil, mahkemeye başvurularak müzekkere yoluyla temin edilir.

Burada belirleyici olan husus delilin hukuka uygun elde edilmiş olmasıdır: Gizlice yapılan ses ve görüntü kayıtları ile eşin telefonuna izinsiz yüklenen yazılımlarla toplanan veriler kural olarak hükme esas alınamayacağı gibi, özel hayatın gizliliğini ihlal ve kişisel verilerin hukuka aykırı ele geçirilmesi nedeniyle cezai sorumluluk da doğurabilir. Aile bireylerinin ortak kullanımındaki bilgisayarda ya da evin ortak alanında kendiliğinden karşılaşılan içerikler yönünden içtihat daha esnek olmakla birlikte, sınır her somut olayda ayrıca değerlendirilir. Hangi delilin nasıl toplanacağı, dava açılmadan önce avukatla birlikte planlanmalıdır; hukuka aykırı tek bir delil, dosyanın bütününe zarar verebilir.

Boşanmada Kadının ve Erkeğin Hakları

Boşanma sürecindeki haklar cinsiyete göre değil, kusur durumu, ekonomik koşullar ve çocuğun yararına göre belirlenir; bununla birlikte uygulamada iki başlık sık sorulur. Kadın yönünden: dava süresince tedbir nafakası, koşulları varsa yoksulluk nafakası ve tazminat, ziynet eşyasının iadesi, şiddet hâlinde 6284 sayılı Kanun kapsamında koruma tedbirleri ve aile konutu şerhi talep edilebilir. Boşanan kadın kural olarak evlenmeden önceki soyadına döner; kesinleşmeden itibaren üç yüz günlük bekleme süresi (iddet) uygulanır ve gebe olunmadığının raporla tespiti hâlinde bu süre mahkeme kararıyla kaldırılır. Erkek yönünden: velayeti talep etme, çocukla düzenli kişisel ilişki kurulmasını isteme, koşulları varsa nafaka ve tazminat talep etme hakları aynen geçerlidir; yoksulluk nafakası ve tazminat, kanunda cinsiyetten bağımsız düzenlenmiştir. Mal rejimi tasfiyesinden doğan katılma alacağı ve değer artış payı da her iki eş için eşit kurallara tabidir.

Boşanma Sürecinde Dikkat Edilmesi Gerekenler

  • Sosyal medya kullanımına özen gösterin: Dava sürecindeki paylaşımlar, konum etiketleri ve yorumlar karşı tarafça delil olarak sunulabilir; yeni ilişkiye dair görünürlük kusur değerlendirmesini doğrudan etkiler.
  • Delilleri hukuka aykırı yolla toplamayın: Gizli kayıt ve casus yazılım, davaya yarar sağlamadığı gibi hakkınızda ceza soruşturması başlatılmasına neden olabilir.
  • Ortak hesaplarda ani hareketlerden kaçının: Dava öncesi hesap boşaltma ve mal devri, tasfiyede eklenecek değer olarak hesaba katılır ve kusur görüntüsü yaratır.
  • Evi terk kararını hukuki danışmanlıkla verin: Ortak konuttan ayrılmak tek başına kusur değildir; ancak koşullara göre terk sebebine veya kusur iddialarına zemin oluşturabilir.
  • Süreleri kaçırmayın: Cevap dilekçesi, istinaf ve tazminat talepleri gibi işlemler kesin sürelere bağlıdır; kaçan süre çoğu zaman telafi edilemez.
  • Sözlü anlaşmalara güvenmeyin: Nafaka, velayet ve mal paylaşımına ilişkin mutabakatlar ancak protokole ve hükme bağlandığında sonuç doğurur.
  • Ödeme ve harcamaları belgeleyin: Ev giderlerine katkı, çocuk için yapılan harcamalar ve elden verilen ödemeler; nafaka ve tazminat değerlendirmesinde ancak dekont, havale açıklaması gibi kayıtlarla ispatlanabilir.

Boşanma Davası İzmir’de Nerede Açılır?

TMK m.168 uyarınca boşanma davası; eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer aile mahkemesinde açılır. Görevli mahkeme aile mahkemesidir; aile mahkemesi bulunmayan yerlerde davaya asliye hukuk mahkemesi bu sıfatla bakar. İzmir merkez ilçelerinde ikamet edenler için yetkili mahkemeler, Bayraklı’daki İzmir Adliyesi bünyesindeki aile mahkemeleridir. Ofisimiz adliyeye yakın konumda olup Bayraklı, Bornova, Karşıyaka ve Konak başta olmak üzere İzmir’in tüm ilçelerinden müvekkillere hizmet vermekteyiz.

Yurt dışında yaşayan vatandaşlarımız da İzmir’deki boşanma davalarını Türkiye’ye gelmeden yürütebilir: bulundukları ülkedeki Türk konsolosluğundan düzenletecekleri fotoğraflı özel vekâletname ile çekişmeli davanın tüm aşamaları avukat aracılığıyla takip edilir. Yurt dışında alınmış bir boşanma kararının Türkiye’de sonuç doğurması içinse tanıma ve tenfiz süreci gerekir; bu dosyalar da büromuzca yürütülmektedir.

İzmir Boşanma Avukatı Ücretleri (2026)

Avukatlık ücreti; davanın anlaşmalı veya çekişmeli oluşuna, taleplerin kapsamına (nafaka, velayet, tazminat, mal paylaşımı) ve dosyanın gerektirdiği emek ile süreye göre belirlenir. Her yıl Resmî Gazete’de yayımlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi, vekâlet ücretinin alt sınırını oluşturur ve bu tarifenin altında ücret kararlaştırılamaz. Avukatlık ücretinden ayrı olarak; dava açılışında başvurma harcı ve peşin harç ödenir, tanık, bilirkişi ve tebligat giderleri için gider avansı yatırılır. Bu kalemler her yıl güncellenen resmî tarifelere göre değişir. Dosyanıza özgü ücret bilgisi, ön görüşmede somut talepleriniz değerlendirildikten sonra netleştirilir ve yazılı olarak kararlaştırılır. Yargılamanın sonunda harç ve giderler kural olarak haksız çıkan tarafa yüklenir; kendisini avukatla temsil ettiren lehine de tarife üzerinden karşı vekâlet ücretine hükmedilir. Yani davayı kazanan taraf, yaptığı masrafların önemli bölümünü karşı taraftan alabilir. Ayrıntılı bilgi için boşanma avukatı ücretleri sayfamızı inceleyebilirsiniz.

Neden Ketboğa Hukuk Bürosu?

Büromuz 2007 yılından bu yana İzmir’de faaliyet göstermektedir. Çalışma anlayışımız üç ilkeye dayanır: sürecin başında gerçekçi bir yol haritası çizmek, dosyanın her aşamasında müvekkili düzenli olarak bilgilendirmek ve aile hukukunun hassasiyetini gözeterek çözüm odaklı ilerlemek. Aile hukuku dosyalarımız, bu alanda görev yapan avukatlarımız tarafından ekip düzeniyle yürütülür:

Av. Cemile Yılmaz Kaya, büromuzda aile hukuku ve boşanma davaları alanında görev yapmakta; anlaşmalı ve çekişmeli boşanma dosyaları ile nafaka ve velayet uyuşmazlıklarını yürütmektedir.

Av. Gamze Bakkal, boşanma davaları ile mal rejiminin tasfiyesi ve ziynet alacağı uyuşmazlıklarında müvekkillerimizi temsil etmektedir.

Kurucumuz Av. Rahmi Barış Ketboğa’nın koordinasyonunda dosyalar büro içinde birlikte değerlendirilir; ticari veya gayrimenkul boyutu olan boşanma dosyalarında ilgili alanların birikimi sürece dahil edilir. Kadromuzun tamamını ekibimiz sayfasında inceleyebilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

Boşanma davası ne kadar sürer?

Anlaşmalı boşanma, dosya eksiksiz hazırlandığında tek celsede sonuçlanır ve İzmir’de genellikle birkaç hafta ile birkaç ay içinde tamamlanır. Çekişmeli boşanmada ilk derece yargılaması ortalama bir ila iki yıl sürer; istinaf aşaması bu süreye eklenir.

Boşanma davasında avukat tutmak zorunlu mu?

Hayır, avukatla temsil zorunluluğu yoktur. Ancak boşanma davalarında talep edilmeyen hususlar hakkında hâkim kendiliğinden karar veremediğinden, dilekçe aşamasında yapılan eksiklikler kalıcı hak kayıplarına yol açabilir. Bu nedenle sürecin bir boşanma avukatı ile yürütülmesi önerilir.

Boşanma davasını ilk açan taraf avantajlı mıdır?

Davayı ilk açmanın başlıca pratik avantajı, yetkili mahkemeyi seçebilmektir. Bunun dışında hüküm yönünden bir öncelik sağlamaz; sonucu belirleyen kusur durumu ve delillerdir. Öte yandan zina gibi özel sebeplerde hak düşürücü süreler bulunduğundan, dava açmakta gecikmek hak kaybına neden olabilir.

Duruşmalara katılmak zorunda mıyım?

Çekişmeli boşanmada kendisini avukatla temsil ettiren tarafın duruşmalara bizzat katılma zorunluluğu yoktur. Anlaşmalı boşanmada ise hâkimin tarafları bizzat dinlemesi kanuni zorunluluk olduğundan her iki eşin duruşmada hazır bulunması gerekir.

Boşanma vekâletnamesi nasıl çıkarılır?

Boşanma davası için noterden fotoğraflı özel vekâletname düzenlenmesi gerekir; kimlik ve iki adet fotoğrafla işlem tamamlanır. Yurt dışında yaşayanlar vekâletnameyi bulundukları ülkedeki Türk konsolosluğundan çıkarabilir.

Eşim boşanmak istemiyor, yine de boşanabilir miyim?

Evet. Evlilik birliğinin temelinden sarsıldığını ispat eden taraf, eşinin karşı çıkmasına rağmen boşanma kararı alabilir. Ayrıca daha önce reddedilmiş bir boşanma davasının kesinleşmesinden itibaren üç yıl boyunca ortak hayat kurulamamışsa, fiili ayrılık nedeniyle boşanmaya karar verilir.

Anlaşmalı boşanmada protokol şart mı?

Evet. Nafaka, velayet, kişisel ilişki, tazminat ve mal paylaşımına ilişkin düzenlemeleri içeren protokol, anlaşmalı boşanmanın zorunlu unsurudur ve hâkim tarafından uygun bulunması gerekir.

Nafaka miktarı neye göre belirlenir?

Tarafların gelir ve malvarlığı durumu, evlilik içindeki yaşam standardı ve çocuğun eğitim ile bakım giderleri esas alınır. Kararda, sonraki yıllar için TÜFE oranında artış öngörülebilir; koşullar değişirse nafakanın artırılması veya azaltılması ayrıca dava edilebilir.

Boşanma davasının masrafları nelerdir?

Dava açılışında başvurma harcı, peşin harç ve gider avansı ödenir; tanık, bilirkişi ve tebligat giderleri yargılama sırasında bu avanstan karşılanır. Bu kalemler her yıl güncellenen resmî tarifelere göre değişir ve avukatlık ücretinden ayrıdır.

Boşanma kararı ne zaman kesinleşir?

Gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki haftalık istinaf süresinin kullanılmadan geçmesi ya da tarafların istinaftan feragat etmesiyle karar kesinleşir ve nüfusa işlenir. Kadın yönünden, kesinleşmeden itibaren üç yüz günlük bekleme süresi (iddet) uygulanır; gebe olunmadığının raporla tespiti hâlinde bu süre mahkeme kararıyla kaldırılabilir.

İletişim — Ketboğa Hukuk Bürosu

Boşanma sürecinizle ilgili ön görüşme için bize ulaşabilirsiniz:

Boşanma, tek bir davadan ibaret görünse de aslında birbirine bağlı birçok hukuki sürecin toplamıdır: boşanmanın kendisi, nafaka ve velayet düzeni, tazminat talepleri, mal rejiminin tasfiyesi ve ziynet alacağı çoğu zaman aynı dosyanın farklı cepheleridir. Bu cephelerin her birinde verilecek kararlar — dayanılacak sebep, ileri sürülecek talepler, toplanacak deliller ve imzalanacak protokol — yalnızca davanın sonucunu değil, boşanma sonrasındaki yılların malî ve ailevi düzenini belirler. İzmir’de boşanma sürecine giren herkesin, adım atmadan önce dosyasını bütün bu yönleriyle değerlendirmesini ve süreci deneyimli bir boşanma avukatı eşliğinde planlamasını öneririz; doğru kurgulanmış bir dosya, hem süreyi kısaltır hem de telafisi güç hak kayıplarının önüne geçer.

Hizmetlerimiz